Bir Resmin Manifestosu
Her temiz yerin kirleteni vardır. Kirletenlerin bulunduğu her yerde de kirliliği temizleyen temizlik işçileri vardır.
Biz küçük çocuklar gibiyiz. Temiz olan bir şey gördük mü kirletmeden duramayız. Hangimiz yeni cilalanmış okul sırasının üzerine ismini yazmadı ki ve hangimiz sahilde denize büyük bir zevkle çekirdek kabuğu atmadı?
Ben masumlarını söylüyorum, gerisini siz anlayıverin. Sokakların pisliğini temizleyen ücretli işçiler ve temizlik görevlileridir, denizlerin temizlik işçileri midyelerdir, toprağın temizlik işçileri mantarlardır ve bu temizlik işçilerinin bazıları da sinekler ve böceklerdir.
Böcekler pis oldukları için değil; pislikleri ortadan kaldırdıkları için kirli olan yerlerde gezer.
Tıpkı çöpçüler gibi…
Onlardan farkı, bu temizlik işçileri yaratılışları, doğaları ve yüklendikleri vazife gereği çalışmalarıdır. Bu nedenle böceklerin besin kaynakları, onların ücretleri haline getirilmiştir.
Besin kaynağı olarak da bizim sevmediğimiz, tiksindiğimiz pis şeyleri ararlar. Bu düzen, iki tarafa da fayda sağlar. Aslında bu, temizliğin pislikle olan mücadelesidir.
Bu mücadele de dünyanın sonuna kadar sürecek bir çatışmadır çünkü dünya yaşamı bu iki minval üzere kurulmuştur. Temizliğin, yani iyiliğin pislikle, yani kötülükle olan mücadelesidir. İyilikte olmayan kötülüktedir, temizlemeyen pisletmektedir.
Bu mücadelenin en tehlikeli hali de iyilik olduğunu sanarak kötülükte olmaktır, temizlik yaparken kirletmektir ve bunu çok haklı görünen sebeplerle yapmaktır.
Öyle ki, böcek öldüren biri tam da bu duruma düşer. Bir tabağı tereyağından arındırmak için tabakta kalıntı bırakacak, insan sağlığına son derece zararlı kimyasallar kullanmak gibi…
Tereyağının en tehlikeli hali bulaşık deterjanının verdiği zarara yaklaşamaz bile. Bu zamanın insanı temizliği güzel koku ve cila olarak algılıyor. Zamana göre değişmeyen temizlik ise bedenin, ruhun ve kalbin saf iyiliğe yaklaşmasıdır.
Asıl temizlik ve arınma budur işte! Her temizlik işçisinin amacı, temizleye temizleye pisliğin özüne ulaşmak ve onu ortadan kaldırıp temizlemektir. Asıl varoluş amacı pislikten ve kirden arınmadır.
Asıl savaş, asıl varlık nedeni budur! İnsanın bu amacı kavrayabilecek zihinsel teknolojiye sahip olmasına karşın bu amacı yakalamada gayet zayıf kalması bu resmin ana konusunu oluşturmuştur.
Asıl olanı, hakikati hiç olmazsa el yordamıyla bulabilmek, doğadan ve hayatın özünden tüyolar alabilmek adına, gün içinde nelerin üzerine basılıp geçildiğini göz önüne koymaktır.
Asıl savaşılması gereken zihinsel kirlere ithafen etrafa bir böceğin gözünden bakmak ve baktırmak istedim. Böcek istemiyorsak böcek ilacına değil, temiz olmaya ihtiyacımız var.
Temiz bir yere böcek zaten uğramaz. Temiz ve güzel diye adlandırılan şeylerin görünmez kahramanlara ihtiyacı vardır.
Umursamadığımız, tiksindiğimiz, üzerine basıp geçtiğimiz canlılara bir de bu açıdan bakılmasını istedim. Az kirli demek aslında kirli demektir. Neticede temizliğini yitirmiştir.
Zaman ise geçici güzelliklerin düşmanıdır ama temizliğe ilişemez. Güzellik göreceli bir kavramdır. Kişiye göre değişir, hatta kişi farklı yaşlarında güzelliğe verdiği anlam dahi değişir. Aslında görmeyi bilene var olan her şey güzeldir.
Asıl güzellik temizliktedir.
Mustafa Bardakçıoğlu – Bir Resmin Manifestosu