Mustafa BardakçıoğluSanal Sergi

Bir Resmin Manifestosu

KİŞİLİK YARILMASI

Gözümüzün gördüğü her şey zıtlardan ibarettir. Bu zıtların birbiriyle savaşı kaçınılmaz. İyi ile kötünün temiz ile pisin, doğu ile batının, siyah ile beyazın, zengin ile fakirin, güzel ile çirkinin güçlü ile güçsüzün savaşı... Gözümüzün gördüğü her şey bu zatlardan oluşuyorsa ve bu zıtların kendi arasındaki savaşı kaçınılmazsa tüm bu zıtlar yok olmaya mahkum değil midir? Her şeyin zıttı varsa bu zıtların da zıttı ,zıttı olmayandır. Kimi buna Tanrı der kimi Tengri, kimi Allah ,kimi Buddha , kimi Zeus ya da Doğa der. Yaratıcı ile yaratık arasındaki farklardan biri de ,yaratıcının herhangi bir zıttı olmamasıdır. Bu yüzden de yokluğa mahkûm değildir. Bu çalışmadaki olay da bununla ilgilidir; yani iç savaşla ilgilidir. Yani ilk insanlardan bize miras kalan ve hala devam eden ve yok oluşa kadar devam edecek olan insanın kendi içinde verdiği iç savaştan bahsediyorum. Kişinin kendine yaptığı kötülüğü başka kimse ya-pamaz. Resimde kullanılan kişilerle resmin konusunun doğrudan bağı yoktur. Maksat, Türk atasözünde söylendiği gibi: “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” dır. Yapmış olduğum her çalışma, benim kendimle olan bir çeşit hesaplaşmamdır, bazen de dertleşmemdir. Bir hikayede geçiyordu: torun ile dede yolda yürürken biri siyah , biri beyaz iki köpeğin kavgaya tutuştuğunu görmüş. Torun dedesine sormuş, hangisi kazanır dede? Dedesi de sen hangisini beslersen, demiş. İnsanların çeşitli tanrıları vardır. Bazısında mal hırsı ,bazısında şehvet düşkünlüğü, bazısında ise para hırsı insanın tanrısı olmuştur ve insanoğlu zaaflardan oluşur. Çok azı dışında zaafların çoğu da tanrılaşmaya müsaittir. Psikolojide kişilik yarılması olarak geçen bu konu, iyi tarafın kötü tarafı iyiye ya da kötü tarafın iyi tarafı kötüye çekerek esir etmesi ile ilgilidir. Hangi tarafımızı beslersek kazanan o oluyor bu kavgada. Aydınlığa gidip görünen ve görünmeyen her şeyi görmek ya da karanlığa giderek görünen ya da görünmeyen bu gözle görünmeyen her şeyi yok saymak, görmemek. Nereye gidersek gidelim diğer yanımızı da götüreceğiz. İnsanı rahatsız eden vicdanıysa kişi kötü taraftadır. İnsanı rahatsız eden kötü tarafı ise kişi iyi taraftadır. Bulunduğumuz yerin sağlamasıdır bu! Ben kendimi , şu arada kalan ve bir o tarafa bir bu tarafa giden kimse gibi görüyorum. Bir iyiye bir kötüye bakan ve hep kendinden çalan kimse. Kâr zannettiğim maddiyat koluma kelepçe olmuş. Haydi , itiraf edelim! Hepimiz böyle değil miyiz ? Tabii ki öyleyiz. Ama kimseye söylemeyiz.

Peyote Dergisi 2.Sayı Mustafa Bardakçıoğlu